Kanatlarım Var Diye Uçarım Sandım!

Bir çocukluk hayalinin kişisel ve kurumsal hayata yansımaları

Kendimi bildim bileli hayal dünyasının gizemli duvarlarına ellerimi sürerek yürümeyi hep çok sevdim.

Küçükken kurduğum en büyük hayallerimden birisi de uçmaktı.

Bu hayale kapılmama ise çizgi filmde gördüğüm bir uçan halı sebep olmuştu. O zamanki çocukluk aklıyla halıya oturdum ve uçmayı bekledim.

Ama halı uçmadı.

Sonra bizim odadaki halıyla çizgi filmde gördüğüm halının boyutlarının farklı olduğunu anladım. Belki de bizim evin halısı uçmak için ağır gelmiştir diye düşündüm ve daha küçük bir halıda denedim uçmayı.

Bu deneme de başarısız olunca uçma hayalime bir süre ara vermeye karar verdim.

İlk uçuş deneyimimin başarısız oluşunun sebebini birkaç yıl sonra yeni bilgiler öğrenince anlayacaktım. Fark ettim ki uçamamamın sebebi kanatlarımın olmamasıymış.

Günler günleri takip etti.

Ben okula başladım.

Hayat bilgisi, matematik, sosyal bilgiler derken uçakların kanatları olduğu için uçabildiklerini öğrendim. İlk uçuş deneyimimin ne kadar ‘saçma’olduğunu da bu bilgiyi öğrenince anladım.

‘’ Tabi ya kanatsız nasıl uçacaktım ki!’’

Hem bu sefer gerekli teknik bilgiye ve ekibi de sahiptim. En yakın arkadaşım olan Tolga’yla kolları sıvayıp kanat tasarımına başladık. Birkaç saatlik hummalı çalışmanın ardından ortaya şöyle bir şey çıkmıştı.

Uçmak için gerekli olan kanadı tasarlayıp hayata geçirmiştik ancak uçuş denemelerimizi yapmak için yeterli yüksekliğe sahip bir uçuş pistine ihtiyacımız vardı. Birkaç araştırmadan sonra bu iş için en uygun olan yerin bir önceki yaz karate salonu olarak kullandığımız kulübe olduğuna karar verdik.

Bu arada karate salonunu açmamıza ilham olan ve bize hayali mentörlük eden kişi ise çocukluk kahramanımız olan Bruce Lee idi.

Hepimiz onun biraz daha antrenman yapmaya vakti olsaydı kurşun geçirmez bir vücuda sahip olacağını biliyorduk. Ancak bu güce ulaşamadan onu öldürmüşlerdi.

Bunu öğrenince bir önceki yaz kurduğumuz hayal de belli olmuştu. Tolga’yla beraber yarım kalan bu meseleyi tamamlamak için çok fazla antrenman yapacak ve ölümsüz olacaktık.

Antrenmanlarımızı yapmak için Tolga’ların evinin önünde kullanılmayan boş bir kulübeyi karate salonu olarak kullanmaya karar verdik.

Artık yeni uçuş pistimiz olmuştu

Bu arada beni ve Tolga’yı merak ediyorsanız aşağıya top oynarken çekilmiş bir fotoğrafımızı bırakıyorum.

Yıllar geçtikçe peşinden koştuğumuz hayallerimiz de değişiklik gösteriyordu. Bir yaz önce Bruce Lee’nin intikamını almaya çalışan bizler şimdi uçmak için aynı kulübenin çatısını kullanıyorduk.

Kanat ve uçuş pisti hazır olduğuna göre artık uçuş için denemeler yapmaya başlayabilirdik. Deneyi ilk kimin yapacağı konusu çok önemliydi çünkü olur da uçamadan yere çakılırsak yaptığımız kanat kırılabilir ve diğer kişi bu hakkını kullanamayabilirdi.

Aramızda yaptığımız aldım-verdim’den sonra parmak ucu farkıyla uçuş denemesini ilk yapacak olan kişi ben olmuştum.

Atlamadan önce uçacağımıza inancımız o kadar tamdı ki uçuştan sonra Tolga’yla nereye ineceğimizi bile planlamıştık. Geri dönmesi zor olmasın diye bizim eve kadar uçacak oradan yürüyerek kısa sürede kulübeye dönebilecektim. (Dönüşü neden yürüyerek planladığımızı ise hala çözemedim. Neyse)

Kulübeye çıktığımda aşağısı o kadar yüksek görünmüştü ki deneyi yapmamayı bile düşünmüştüm. Küçükken çıktığınız 1,5 metrelik yükseklik sizde gökdelen yüksekliği etkisi yapabilirdi.

Tolga’yla planladığımız gibi yapacaktık her şeyi. O üçe kadar sayacaktı ben de üç deyince tüm gücümle koşup atlayacaktım.

Tolga saydı ;

Birrrr…ikiiiii.. üçççç !

Ben atladım.

Ahhhh!

Uçabilmek için yaptığım ikinci denemem de başarısız olmuştu. O gün Tolga’yla neden başarısız olduğumuz üzerine hiç konuşmadık.

Zaten hava kararmak üzereydi, günlerden pazardı ve bizim yapacak daha önemli işlerimiz (ev ödevlerimiz) vardı.

İlk gerçek uçuş deneyimim

Üniversite’deyken başka bir arkadaşım bir hava yolu şirketinin çağrı merkezinde işe başlamıştı. Çalışmaya başladıktan kısa bir süre sonra elinde beş tane biletle çıkıp yanımıza geldi.

İstanbul’dan İzmir’e kişi başı biletler 9,90’a kadar düşmüş o da ucuz diye bize sormadan almıştı biletleri. Nasıl yaparız kimde kalırız derken uçuş günü gelip çatmıştı.

Uçuş deneyimi arkadaşlarım için ne ifade ediyordu bilmiyordum ama benim için yıllar sonra alınacak intikam gibiydi. Kendi çabamla olmasa bile ayaklarım yer yüzünden kesilecek ve uzunca bir süre gökyüzünde süzülecekti.

Tüm bu duygu karmaşasıyla bindiğim uçak havalandığında hissettiğim başarmışlık duygusu her şeyin üstündeydi o an.

Uçmak tek kelimeyle muazzamdı.

Motorların bu demir yığınını uçurmak için tüm gücüyle kükremesi o an bana şunu öğretti ;

Eğer bir şeye %100 inanır ve tüm gücünüzle çalışıp vazgeçmezseniz uçmak dahil her konuda başarılı olursunuz.

Peki Tüm Bunları Neden Anlattım?

Size tüm bu hikayeyi anlatmamın aslında başka bir sebebi var.

Asıl bahsetmek istediğim konu uçma deneyimindeki başarısızlığımda rol oynayan sebeplerin benden çok uzun zaman önce uçmak için yapılan ilk gerçek deneylerde yapılan hatalarla büyük benzerlikler gösteriyor olmasıydı.

Ne demek istediğimi anlatayım

İlk uçuş denemeleri geçmiş bilgilere ve o anki örneklere bakılarak yapıldığı için başarısız olmuştu aslında.

Örneğin ilk yürüttüğümüz düz mantıktan birisi, kuşlar kanatları ve tüyleri olduğu için uçabiliyorlar çıkarımıdır. Bu basit çıkarım bizi ciddi derecede yanıltan ilk bilgi oldu.

Yapılan ilk deneyler, tüylü kanatlar takıp yüksekten atlayan insanların başarısızlıklarıyla sonuçlanmıştı. (Bizden bir örnek olarak akla ilk gelen Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata’dan Üsküdar’a uçma hikayesinin doğruluğu ise hala tartışma konusu)

‘’ İnsanlar genelde geleceği öngörmenin en iyi yolunun, karar vermeden önce mümkün olduğu kadar çok fazla veri toplamak olduğunu düşünür. Ama bu, arabayı sadece dikiz aynasına bakarak sürmeye benzer çünkü veri geçmişle ilgilidir.’’ — Clayton Christensen —

Tarih boyunca hep geçmiş bilgiye odaklanmak ve çözümü bu şekilde aramak uzun yıllar çıkmazda kalmamıza neden oldu. Gördüklerimize benzer şeyleri yapıyorduk ancak o şeyin neden çalıştığını ya da nasıl işlediğini uzun deneme-yanılmalardan sonra ancak anlayabiliyorduk.

Deneme-yanılma yöntemi çok maliyetli ve zaman alan bir yöntem olarak asıl mekanizmayı anlamamız konusunda bize çıkardığı fatura hep çok yüksek oldu.

Bilgiyi toplamak tabi ki çok önemli ancak bilgiden daha çok iyi bir teoriye ihtiyacımız olduğu gerçeğini deneye yanıla çok sonraları fark ettik.

İyi bir teori o olayı yaşamadan önce bizlere neler olabileceğini açıkladığı için hayati derecede önemlidir.

Düşünsenize evlendiğinizde iyi bir eş olup olmayacağınızı anlamak için yıllarca evli kalmamıza ya da doktorluk mesleğini sevip sevmeyeceğimizi anlamak için yıllarca tıp okumak zorunda kalmamamız kadar hayati bir durumdur aslında iyi bir teoriye sahip olmak.

‘ Deve kuşlarının kanatları ve tüyleri vardır ama uçamazlar. Yarasanın kanatları vardır ancak tüyleri yoktur ve müthiş uçarlar. Sincapların ne kanatları ne de tüyleri vardır ancak uçmayı gayet güzel beceriler.’ — Clayton Christensen —

İlk araştırmacılar uçabilmekle tüy ve kanat sahibi olmak arasında güçlü bir korelasyon-bağ- olduğunu gözlemlemişlerdi ancak bu sadece yakın bir bağ olmaktan ötesi değildi araştırmacılar temel mekanizmayı sürekli gözden kaçırıyorlardı.

Kaldırma kavramının asıl temellerini Bernoulli 1738’de akışkanlar mekaniği çalışması olan Hydrodinamica teorisiyle atmıştı. Ancak sadece bu teori uçmak için yetersizdi. Ölçülmesi ve önceden hesaplanması gereken rüzgar, sis, uçağın yapısı gibi parametleri kapsayacak birden çok teoriye ihtiyaç vardı. Tüm bu parametler tabi ki deneyde kullanılan uçakların düşmelerinin ardından toplanan bilgiyle ve daha da önemlisi doğru soruları sorduğumuz için elde edildi. Burada geçmiş veriyi asla yok saydığım düşünülmesin.

Ancak bu yazının asıl amacı uçmayı başarma hikayemizde olduğu gibi uzun yıllar ve sancılı süreçler yaşamamıza gerek kalmadan kendi yaşamımızın uçma deneyimlerini daha az maliyetle test edip başarıya kısa zamanda ulaşmamızı sağlamaktır.

Evet o denemelerin sonucunda şu an uçabiliyoruz ancak sonuca ulaştıktan sonra geriye dönüp baktığımızda kaç tane uçağı harap ettiğimizi ve kaç ömür harcadığımıza da bakmamız gerekmez mi? Deneme-yanılmalarla geçen onlarca yıl yerine iyi bir teoriyle daha kısa sürede başarıya ulaşmak daha akılcı olmaz mıydı?

Küçükken uçan halıyı gördüğümde benim de halının üstüne oturup uçmayı beklemem de , bir kanat yapıp uçmaya çalışmam da aynı düz mantığın sonuçları aslında. Belki de çizgi filmdeki uçan halının uçmasını sağlayan şey sadece üstüne oturup beklemek değildi..

Ya da kuşların ve uçakların uçmasını sağlayan asıl şeyin sadece kanatlara sahip olması da değildir.

İşte sadece bu salt bilgilerden elde edilen çıkarımlarla yola çıkmak bizi o halıda havalanmadan tutan ya da kulübeden aşağı çakılmamızı sağlayan temel sebebin de kendisidir aslında.

Bilginin yanında asıl önemli olan şey iyi bir teoriye ihtiyacımız olduğu gerçeğidir ve biz sürekli olarak uçma serüvenimizde olduğu gibi kendi hayat deneylerimizi yaparken de bu durumu gözden kaçırıyoruz maalesef.

Küçük gibi görünen bu detayı kaçırmak, geçmişe ya da başkalarına bakarak yaptığımız bilgi kaynaklı çıkarımların doğru olup olmadığını ömrümüzden yediğimiz yıllarla ölçmemize sebep oluyor. Ve çoğu zaman da bu süreç sancılı geçiyor.

Kendi hayatımda yaptığım salt bilgi çıkarımlı hatalara dilerseniz beraber göz atalım;

  • Mezun olur olmaz askere gittim. Döndükten sonraki süreçte üç ay yaşadığım işsizlik beni hiç alakam olmayan bir sektörde çalışmaya itti. Ben de geçmiş bilgiyi değerlendirerek (Buradaki geçmiş bilgim, bu süreci yaşayanların kısa süre bir yerde çalışıp bir miktar para kazanarak rahatlamak ve sonra kendi işlerine geçiş yapmaları gözlemimdi) hemen ilk bulduğum işe girdim ve bu sektörün bana uygun olup olmadığını anlamam ve orada kendime ait gelecek görememe bilgisine ulaşmam neredeyse beş seneme mal oldu.
  • Üniversitede seçtiğim bölümü de yine geçmiş bilgiye ya da o anki mevcut duruma göre değerlendirerek yapmıştım. Ancak mezun olduktan sonra o sektörde iş bulmanın ne kadar zor olduğunu anlayınca fark ettim yaptığım çıkarımın yanlış olduğunu. Ki bu çıkarımın sonucunun yanlış olmasını anlamak için harcadığım süre,üniversite okumak ve iş arama sürecini toplayınca toplamda 4,5 yıl yapıyor.
  • Hepimizin başına gelen genel bir çıkarım hatası da tatil yeri seçerken yaptığımız hatadır. En yakın arkadaşımızdan otelin nasıl bir yer olduğuyla ilgili bilgi almaya çalışırız ancak sorduğumuz kişi kendi öznel iyilerinibizimle paylaşacağı için gittiğimiz oteli genelde beğenmeyiz.
  • Bu örnek ise otel konusu kadar basit ve geçici değil. Çocuğunuzu liseye yazdırmak istediniz ancak hangi lisenin onun geleceği hakkında daha iyi olacağına karar veremiyorsunuz. Muhtemelen –hepimizin yaptığı gibi– en yakın çevrenizden, öğretmen arkadaşlarınızdan bu konu hakkında ‘bilgi’toplamaya başlayacaksınız. Gelen bilgilerin ağırlığına göre çocuğunuzu ya fen lisesine ya da atamaları daha kolay olur düşüncesiyle sağlık meslek lisesine göndereceksiniz. Çocuğunuz o liseyi okuyacak, atanacak ya da özelde iş bulacak ancak bir süre sonra yüksek ihtimalle onun işinde mutlu olmadığını göreceksiniz.

Hatayı Nerede Yaptığımızı Öğrendik. Peki Çözüm Nedir?

Yukarıda saydığım durumların hepsini deneyimlemeye gerek kalmadan daha yolun en başındayken başka sorular sorarak o konuyu teste tabii tutup bu kadar zaman kaybetmemize gerek kalmadan doğru seçimler yapabiliriz.

Tahmin ediyorum ki çalışacağınız şirketin ya da sektörün veya yakın zamanda kabul edeceğiniz projenin sizin için iyi mi yoksa kötü bir seçim mi olduğunu deneyimleyerek öğrenmek istemezsiniz.

Hiçbirimiz istemeyiz tabii.

O zaman şu altın değerindeki soruları her hangi bir işe girmeden, bir projeye evet demeden, bir üniversite ya da lise bölümünü tercih etmeden önce mutlaka kendinize sorun;

  • Bu görevde başarılı olmam için hangi varsayımların doğru çıkması gerekiyor? Liste yapın ve yaptığınız liste kontrolünüz altında mı bir bakın.
  • Niyetlendiğim seçimle mutlu/karlı olmak için hangi varsayımların doğru çıkması gerekiyor?
  • Neden bu seçimlerden hoşlanacağımı düşünüyorum?
  • Bu konuyla ilgili elimdeki kanıt nedir?
  • Kariyer değişikliği düşündüğünüzde doğru çıkması gereken önemli varsayımların üzerinden geçin ve bunları nasıl çabuk ve en az masrafla test edebileceğinizi hesap edin. — Bu maddeler Olmak İstediğim İnsankitabından alıntılanmıştır. —

Unutmayın;

Yaşamınızdaki zorlukları çözmek neyin, neye yol açtığını anlamayı gerektirir. — Clayton Christensen —

Bunu da ancak iyi bir teoriyle ortaya çıkabiliriz salt bilgiyle değil.

Mesela hemen herkesin mahallesinde hiçbir işin tutmadığı ve sürekli el değiştiren dükkanlardan vardır. Bir gün yakın bir arkadaşınızın yanınıza geldiğini ve size orayı kiralayıp ortaklaşa iş yapmayı teklif ettiğini düşünün.

Ne cevap vereceksiniz?

Vereceğiniz cevabın olumlu ya da olumsuz olması muhtemelen;

  • Arkadaşınıza olan güveninize
  • Onun ticari deneyimine
  • Ailenizin bu konuda size olan desteğine

göre şekillenecektir.

Ancak dikkate alacağınız tüm bu parametreler yapacağınız işin tutup tutmayacağına dair size net bir resim çizemez. Bu bilgiler ışığında bir projeye evet ya da hayır demek pusulasız bir şekilde açık denizde yol almaya benzer.

Halbuki orada açacağınız işletmenin neden tutacağı konusundaki varsayımları objektif olarak incelerseniz çok daha gerçekçi bir analiz yapmış olursunuz. Bu analizin sonucunda ortaya çıkan sonuç duygu durumunuzdan ve çevresel faktörlerden arındırıldığı için daha sağlıklı bir karar vermenizi sağlayacaktır.

  • Bu işletmenin kar etmesi için hangi varsayımlarımın doğru çıkması gerekiyor?
  • Eğer sepet ortalamam yüksek olursa karlı satışlar yapabilirim.
  • Peki sepet ortalamamı yükseltmek için hangi ürünleri satmam gerekir?
  • Satacağım bu yüksek fiyatlı ürünleri işletmemi açacağım yer karşılayabilecek gelir düzeyine sahip mi?
  • ilk 6 ay hiç kar edemezsem hala rahat bir şekilde geçinebilecek miyim?

Fark ettiniz mi eğer … o zaman ifadeleriyle kurduğunuz teori size daha yolun başındayken baş etmeniz gereken zorlukları göstererek bu işe gerçekten ne kadar hazır ve uygun olduğunuzun resmini çizer.

Ahmet Bey’in açtığı dükkan çok iyi iş yaptı o yapıyorsa ben de yaparım düşüncesi girişiminizin kısa zamanda batacağının en büyük göstergesidir.

O bunları bunları yaptığı için başarılı oldu ben de bunlara, bunlara ve bunlara sahip olduğum için başarılı ya da başarısız olurum diyebilmeliyiz. Bir önceki yaklaşım sadece bilgi kökenliyken ikinci yaklaşım teori sahibi olduğunuzu gösteren ve size yardımcı olacak olan yaklaşımdır.

Eğer sadece mevcut ya da geçmiş bilgiden yola çıkarsanız ;

Nereye varacağınız belirsizdir ve esen her rüzgar size sürekli başka yönler tayin eder.

Tam da bu noktada yapmanız gereken asıl şey yukarıda saydığım gerçekçi ve gerekli soruları sormaktır.

Bu bilgileri yirmili yaşlarımın başında öğrenseydim ben de çevreme bakıp sadece bilgi toplamakla yetinmek yerine bu soruları sorar ve cevaplarına göre adım atardım. Bunu yapsaydım eğer toplamda 10 yıllık bir kazancım olabilirdi.

Konuyla alakalı olan bir başka örnek ise Stuart Sutherland’ın yazdığı İrrasyonel kitabındaki bir bölümde de geçiyor ;

Aynı anda yalnızca az sayıda fikri aklımızda tutabildiğimizden,ortaya çıkan sorun karmaşık kararlar alırken ilgili tüm etkenleri bir araya getiremememizdir. Bu sorunu aşmanın bir yolu, kalem kâğıt kullanıp farklı hareketlerin avantaj ve dezavantajlarını sıralamaktır; zaten böyle yapmamak irrasyonel bir davranış olur. Charles Darwin, otobiyografisinde evlenip evlenmeme kararını vermek için bu başarılı yöntemi kullandığını söylemektedir.

Aklın yolu bir arkadaşlar konu evlilik gibi duygusal bir konu bile olsa durumu mantık süzgecinden geçirmemiz gerekiyor yoksa aşağıdaki tablodaki göreceğiniz verilere bizim de dahil olmamız çok olası.

Tüm bu sürece baktığımızda geçmiş bilgi ve tecrübelerin bize sadece fikir verebildiğini ancak kesinlikle geleceğe ışık tutamayacağını söylememiz gerekir.

Doktor olan amcamızın bindiği arabaya ya da oturduğu eve bakarak yaptığımız çıkarımlar doktorluk mesleğiyle ilgili sadece çok küçük bir bilgi sunar ancak asla işe yarar bir teori sağlamaz bize.

Tıpkı uçağın uçma başarısının sadece motoruna atfedilmesi gibidir bu mantık. Pilotu, kanadı, motoru,sisi,kanat açısı, kalkış hızı, yer çekimi gibi yüzlerce parametre daha vardır değerlendirmemiz gereken.

Faydalı olması dileğiyle.

Yorun Bırakın