Tarih Seni Anımsayacak Mı?

Tarih Seni Anımsayacak Mı?

Seni savaş alanına götürme şerefi bugün bana ait.

Miğferini, kılıcını, kalkanını yanına aldın mı?

Birazdan savaş alanına çıkacağız ve seni de yanımda görmek istiyorum. Benimle omuz omuza savaşacak ve düşmanlarını yakından tanıyacaksın.

Hazır mısın?

Sana, ben de dahil ismini kimsenin duymadığı insanlardan bahsedeceğim.

Kendi kurtuluş savaşı için adanılmış hayatlardan, gece gündüz demeden çıkacağı savaşa hazırlık yapıp, kılıcını yıllardır bileyenlerden bahsedeceğim.

Öyküm anlatılacak olursa devlerle yürüdüğümü söylesinler. İnsanlar kış buğdayı gibi büyür ve devrilir; ama bu isimler asla ölmeyecek. Hector’un çağında yaşadığımı söylesinler, kahramanları ehilleştiren adamın. Akhilleus’un çağında yaşadığımı söylesinler.
(Homeros)

Bu kişilerin kim olduğunu henüz ben de bilmiyorum. Ancak bildiğim bir tek şey varsa o da şu an dünyanın bir yerlerinde birilerinin kendi savaş meydanına çıkacağı gün için yıllardır süren hazırlıklar yapıyor olduğu.

İnanın şu an birileri kendi hayatlarının en büyük sınavını verebilmek için hazırlık yapıyor. Hem de kazanılamaz denilen savaşları kazanmak için veriyorlar bunca emeği.

*******

100 metreyi 10 saniyenin altında koşmak uzun bir dönem boyunca imkansız olarak kabul edilir.
Ancak 1983 yılında Calvin Smith bu zihinsel limiti 9.93 saniye ile kırarak zihinlerde oluşan sanal duvarı yerle bir eder.
O tarihten 2009 yılına kadar geçen 26 yılda rekor 0.35 saniye kadar aşağıya çekilir.
Son zihinsel limiti koyan ise 9.58 saniye ile Usain Bolt olur.

Ancak eminim ki şu an dünyada birileri sabahın 5’inde kalkıp tek bir amaç için saatlerce, günlerce,aylarca ve yıllarca bu limiti aşmak için çalışıyor.

Kimse onu tanımıyor, ne yediğini ne içtiğini hangi zorlukları yaşadığını, ayrılıklarını, hayal kırıklıklarını, tükenmişliklerini bilmiyor.

Annesiyle yaptığı konuşmada her şeyin iyi gittiğini söyleyip, telefonu kapattıktan sonra ağladığını bilmiyor.
Ama o her gün aklında tek bir düşünceyle, antrenmanlarına devam ediyor.

Gece tüm yorgunluğuyla yatağına girip gözlerini kapattığında hep aynı şeyleri hayal ediyor;

Bitiş çizgisine birinci olarak vardığını, 9.58 saniyelik rekoru kırdığını, altın madalyasının tanımadığı bir görevli tarafından boynuna asıldığını, milli marşını okuduğunu ve o gün dünyanın gündemine bomba gibi düşeceğini hayal ediyor her gün.

Çok sürmeyecek.
Bir gün o kişiyle tanışacağız ancak yaşadığı zorlukları ne biz bileceğiz ne de o tam olarak anlatabilecek. Hakkında afilli kapakları olan kitaplar yazılacak. En çok satanlarda göreceğiz hakkında yazılacak olanları. Okuyacağız, heves edeceğiz, iç geçireceğiz belki de.

Birileri yeni rekorlar için sabah akşam çalışıyor, terliyor.

****

Seninle çıktığımız bu kısa turda sana düşmanları tanıtmak istiyorum. Böylece başlattığın kişisel kurtuluş savaşında onları hemen tanıyacak ve üstesinden gelebileceksin.

Düşman #1 — İnanmayanlara İnanmak

Bu yazıyı kimlerin okuyacağını bilmiyorum. Belki yakın zamanda sınava girecek bir öğrencisin.

Sana kimsenin inanmadığı bir ortamda hazırlanıyor olabilirsin savaşına.Hedeflediğin bölüme ya da üniversiteye girebileceğini kimse beklemiyor senden.

Sana bir kötü haber de ben vereyim.

Bunu yapabileceğine açıkçası ben de inanmıyorum biliyor musun?

Evet doğru duydun. Sana ben de inanmıyorum. Ancak sorunun, benim ya da çevrendeki insanların sana inanmaması olduğunu düşünüyorsan yanılıyorsun. Benim sana inanmamamın senin başarınla olan korelasyon katsayısı ‘sıfır’. Yani başarında hiçbir etkisi yok.

Seni geçtim,bırak bana da kimse inanmasın.

Bu umurumda bile değil.

Neden biliyor musun?

Çünkü bundan önce çıktığım hiçbir savaşta kazanacağıma kimse inanmamıştı zaten.

Önce seni görmezden gelirler ,

sonra alay ederler ,

sonra seninle savaşırlar,

sonra sen kazanırsın.

– Mahatma Gandhi

Bırak insanlar seninle savaşsınlar. Onlara kızma, garezleri sana değil kendilerine. Unutma, insanlar kendilerinin yapamayacağı şeyi başkalarının da yapamayacağını düşünürler. Sen onlara nasıl yapılabileceğini gösterebilirsin.

Lütfen bana da göster. Tarih ismini hatırlasın. Adını altın harflere yazalım sayfalara. Bu insanla aynı çağda yaşadım demek bize onur versin Homeros’un diyebildiği gibi.

Bizim çağımızın kahramanı sen ol. Buna çok ihtiyacımız var. Başaracağına hiçbirimiz inanmamakla beraber buna en çok da bizim ihtiyacımız var aslında. Seni ne kadar aşağı çekmeye çalışsak da içimizde, çok derinlerde bir yerlerde bunu yapabilmeni de istiyoruz. Kendi hayatımızda umut katabilmek, o ışığı görebilmek için.

******

Düşman #2 —Hazırlıksız Olmak

Belki de işini sevmeyen, istifa edip kurtulmayı düşünen ama buna cesaret edemeyip yıllarca orada sıkışıp kalmış birisi olarak okuyorsun bu yazıyı. Bilmiyorum.

Sana işini yarın bırak. Hayatını isteğin gibi yaşa demeyeceğim. Çünkü İstifanı verdikten sonra bir yıl boyunca iş bulamayabilir, aslında çalışırken daha huzurlu olduğunu bile düşünebilirsin işsiz geçen her bir günün sonunda.

Ama şunu yapamaz mısın? Kılıcını her gün bileyerek, önüne gelecek olan fırsatlara hazırlık yapsan ve o gün geldiğinde hayatının sıçramasını yapıp herkese bu işin nasıl olacağını göstersen nasıl olur.

Savaşa çıkacaksan ve gerekli olan silahlara sahip değilsen o savaşa çıkma dostum. Kaybedersin. İşten çıkacaksan seni en az bir yıl idare edecek kadar birikimin olsun. Sonra çok zorluk yaşarsın.(Ben yaşadım)

İşte bu, savaşa çıkan bir ordunun yanına alması gereken erzak miktarına benzer. Yeterli erzağın, silahın yoksa bekle. Zamansız başlattığın savaşın kaybedeni sen olursun. Olma.

Hazırlıklı olarak fırsatla karşılaşmak, şans dediğimiz sıçrama tahtasıdır.-Anthony Robbins

Düşman #3— Geri Çekilmek

Yola çıkmadan önce yaptığın planlarla yolda karşına çıkanların örtüşmediğini göreceksin. Vazgeçme.

Sana girdiği ilk savaşları hep kaybetmiş ancak ikincisinde her zaman kazanmış biri olarak söylüyorum bunları.

Girdiği ilk üniversite sınavında barajı geçemeyen ancak ikincisinde kendi alanındaki en iyi üniversiteyi kazanmış,

Girdiği ilk KPSS sınavında sonuç alamamış ancak beş sene sonra tekrar girdiğinde atanmış,

Girdiği ilk iş güvenliği uzmanlığı sınavında barajı geçememiş ancak ikincisinde yirmi bin kişi içinden 65. olmuş birisi olarak söylüyorum bunları.

Umarım kendimi övmek için bunları yazdığımı düşünmüyorsun. Anlatmak istediğim şey asıl kaybedenlerin vazgeçenler olduğunu vurgulamak. Ben mükemmel bir hayata sahip değilim, kimse değil.

Başarılı insanların geçmişine dönüp bakıldığında ve kariyer sıçramalarını madde madde sıraladığımızda kolay gibi görünmesinin sebebi resmi bütün olarak görebilmemizden kaynaklanıyor. Halbuki her bir maddenin arasında üç, beş belki de on yıl kadar mesafe var. Ancak bunu algılayamıyoruz.

Steve Jobs’un kendi kurduğu şirketten atıldığını ve sonra tekrar o şirketin başına geçtiğini biliyoruz. Bunu bilmek bizi rahatlatıyor. Ancak o sancılı geçen dönemi kaç kişi biliyor ki? Ya da o dönemde kaçımız Jobs’ın tekrar başarılı olabilceğine inanırdı?

Ancak Jobs, en iyi cevabını geri çekilmeyerek, savaşa tekrar hazırlanıp onu kazanarak verdi.

Düşman #4 — Rehavete Kapılmak

Belki de şu an her şeyin yolunda gittiği, hayatının en rahat dönemini yaşayan biri olarak okuyorsun bu yazıyı.

Ancak unutma ki Jeff Bezos şu an dünyanın en zengin insanı ve dakikada 236 bin dolar kazanıyor. Bu kadar zengin olmadan önce de çok okuyan biriydi ancak şimdi daha fazla kitap okuyor. Peki ama neden?

Çünkü Bezos, kendi imparatorluk kalesini bilgiyle inşa etmiş birisi. Farkında ki bilginin gerisinde kalırsa kale duvarları zayıflayacak. Bilgide daha üstün olan biri onu oturduğu imparatorluk tahtından her an edebilir.

Bunun bilincinde, bu nedenle en zenginlerin okuma kulüpleri var.

‘Zor zamanlar güçlü insanlar yaratır,

Güçlü insanlar güzel dönemler yaratır,

Güzel dönemler zayıf insanlar yaratır,

Zayıf insanlar zor dönemler yaratır.’

Rehavete kapılıp, güzel dönemlerinin seni zayıf kılmasına izin verme. Kazandığını sandığın savaşı kaybedersin. Yeni çağın gerekliliklerini iyi analiz et. Donanmanı güçlendir. Savaş başladığında düşmanın elinde nükleer silah ve sende de hala yay ve ok varsa savaşı kimin kazanacağını söylememe gerek yok sanırım.

Sonuç:

— ‘Savaşacağınız Thessalonialı gördüğüm en uzun adam.Onunla savaşmak istemezdim.’

— ‘Bu yüzden kimse senin adını hatırlamayacak.’ (Akhilleus)

Her şeyin ötesinde, kazanılan para, ün, araba ve lüks evler bizim öldükten sonra yanımıza götüremeyeceğimiz şeyler.

Bazen düşünürüm, ben gidince ismim daha kaç yıl anılır bu dünyada. Torunumun torumu benim ismimi bilecek mi? Neler yaptığımı, nasıl biri olduğumu anlatacaklar mı ona?

O nedenle bir iz bırakmak gerekir diye düşündüm bu dünyaya. Büyük isimlerin yanında bizim de ismimiz yer almalı. Beş, on kuşak sonramız duvarlara asmalı resmimizi, kendi çocuklarına yapacağı motivasyon konuşmasında bizim de ismimizi geçirmeli.

Çünkü bundan başka dünyaya bırakılan hiçbir şeyin ne bir anlamı ne de değeri olacak.

Şimdi tekrar soruyorum:

Tarih seni anımsayacak mı?

Rüyalarınızı gerçekleştirmenin en iyi yolu uyanmaktır.

Faydalı olması ümidiyle.

yazılarımı da okumanızı tavsiye ederim.

Yorun Bırakın